ÖDEV ARŞİVİ
Sayın Ziyaretçimiz;
Ödev Veya Konu Anlatımları Kategorilerini Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekmektedir...
Ödev Arşivimizi Sadece Üyelerimiz Görebilir
ÖDEV ARŞİVİ

Özgür Arşiv
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Osmanlı Devletinde (Deftarlık)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 123
Paylaşımcı Puanı : 2147483647
Kayıt tarihi : 03/04/09

MesajKonu: Osmanlı Devletinde (Deftarlık)   Çarş. Nis. 29, 2009 6:25 pm

Osmanlı Devletinde (Deftarlık)
DEFTERDÂR
Defter ile dâr kelimelerinden meydana gelen bir terkib olan "defterdâr"
"defter tutan" demektir. Dogudaki Müslüman devletlerin "müstevfi"
dedikleri görevliye Osmanlilar, defterdâr diyorlardi. Bir bakima
günümüzdeki Maliye bakanligi mânâsini ifade eder. Osmanlilar, XIV.
asrin son yarisinda ve Sultan I. Murad zamaninda maliye teskilâtinin
temelini atip onu tedricen gelistirmislerdir. Buna bakarak Osmanlilarin
daha kurulus yillarindan itibaren maliye isleri üzerinde önemle
durduklari söylenebilir. Hatta Abdurrahman Vefik, Osman Gazi'nin ölümü
esnasinda oglu Orhan'a yaptigi vasiyetinden bahs ederken onun
"beytü'l-mal-i müslimîn"i korumasi gerektigini söyleyerek devletin
servetini muhafaza etmesi ve gereksiz yere para harcamamasi gerektigine
isaretle bunun önemini belirttigine temas eder.
Fâtih Sultan Mehmed tarafindan tedvin ettirilmis olan kanunnâme-i Âl-i
Osman ile diger kanunnâmelere göre defterdâr, padisah malinin (Devlet
hazinesi) vekili olarak gösterilmektedir. Dis hazine ile maliye
kayitlarini ihtiva eden devlet hazinesinin açilip kapanmasi defterdârin
huzurunda olurdu. Baska bir ifade ile hazinenin açilmasinda hazir
bulunmak, defterdârin vazifeleri arasinda bulunuyordu. Divân'in aslî
üyelerinden olan defterdâr, sadece sali günkü divan sonunda arza girer
ve kendi dairesi ile ilgili bilgiler verirdi. Bununla beraber,
padisahin huzurunda okuyacagi telhîs hakkinda daha önce vezir-i a'zamla
görüsür ve onun muvafakatini alirdi. Bayram tebriklerinde padisah
vezirlere oldugu gibi defterdarlara da ayaga kalkardi.
Genel olarak devlet gelirlerini çogaltmak, gerekli yerlere sarf etmek
ve fazla olani da muhafaza altinda bulundurmak vazifesi ile yükümlü
bulunan defterdâr, Osmanli Devleti'nin kurulus yillarinda bu görevleri
yerine getiriyordu. Devletin kurulus yillarinda bir defterdâr varken,
daha sonra, yeni yeni yerlerin feth edilmesi ve ihtiyaçlarin çogalmasi
yüzünden sayilan artirildi. Bunlar, II. Bâyezid dönemine kadar
Rumeli'de hazineye ait islere bakan Rumeli defterdâri veya bas
defterdâr ile Anadolu'nun malî islerine bakan Anadolu defterdâri olmak
üzere iki kisi idi. Tevkiî Abdurrahman Pasa kanunnâmesine göre daha
sonraki dönemlerde bas defterdârdan baska Anadolu defterdâri ile
"sIkk-i sânî" denilen defterdârlar vardir. Bunlar da bas defterdâr ile
divana devam ederler. Sefer esnasinda bas defterdâr ordu ile gittigi
zaman, Anadolu defterdâri onun yerine vekâleten bakardi.
Defterdârlar, kendilerini ilgilendiren malî islerdeki sIkâyetleri,
Defterdâr Kapisi'nda akd edilen divanda dinler ve gerek görülürse
"tugrali ahkâm" verirlerdi. Zaten kanunnâmeye göre kendilerine bu
selahiyet verilmistir. Her defterdâr, kendi dairesinden çikan evrakin
arkasini imzalardi. On yedinci asrin ortalarindan itibaren bütün maliye
hükümlerinin (tugrali ahkâm) arkalarina kuyruklu imza koyma hakki, bas
defterdâra verildi. Bundan baska bas defterdâr, divan karari ile malî
tayinlere ait kuyruklu imzasi ile "buyruldu" yazmakla birlikte bunun
üst kenari sadr-i a'zamin buyruldusuyla tasdik olunurdu. Defterdâr,
sadr-i a'zama re'sen yazdigi veya havale edilmis bir muameleli kagit
üzerine cevap verdigi zaman, kuyruklu imza koymaz, topluca bir imza
koyardi.
Kanunnâmede bas defterdâr ve vazifeleri hakkinda su bilgiler verilmektedir:
"Bas defterdâr pâye ve itibarda "nisanci" gibidir. Bas defterdâr olan
mal vekilidir. Ve kendi evinde divân eder. Ve maliyeye müteallik
davalari dinler. Maliye tarafindan ahkâm verir. Ve ahkâmin zahrina
(tugrali ahkâmin arkasina) kuyruklu imza çeker. Ve tahsil-i mal-i mirî
için mültezimleri haps eder. Ve mahallinde mukataati tevcih edüp
buyurur. Ama "pençe" çekmez. Ve bi'l-cümle mal-i beytü'l-mali tahsil ve
hazineyi tekmil ile memur olup beytü'l-mala müteallik olan umur-i
cumhuru onlar görür. Ve mültezimleri zulüm ve taaddiden tahzir ve reaya
fukarasini himaye babinda sa'y-i kesir etmek ve söz tutmayip fukaraya
zulm eden mültezimleri vekil-i devlete arz ve ta'zir ettirmek,
defterdârlarin lazime-i zimmetleri ve zahri ahiretleridir (ahiret
aziklari). Hususan emval-i yetamadan (yetim mallarindan) hazine-i
âmireyi siyânet (korumak) ve beytü'l-mal-i müslîmîni mal-i haramdan
himayet etmek. Kanunnâme metninden anlasilacagi üzere devlet gelir ve
giderleri ile ilgilenen defterdârlarin vazifeleri, sadece devlet
hazinesini zenginlestirmek degildir. Onlar, devlet hazinesine haram
malin girmesine engel olmak zorunda olduklari gibi yetim mali dahi
sokmayacaklardir.
Onsekizinci asir baslarindan itibaren Rumeli defterdârlarina veya bas
defterdâra "sIkk-i evvel", Anadolu defterdârina "sIkk-i sânî", üçüncü
defterdâra da "sIkk-i sâlis" adi verildi.
Icraat ve tahsilatta defterdârin icra memuru olarak maiyetinde farkli
vazifeleri bulunan bes görevli bulunurdu. Bunlardan ilki, bas bakikulu
denilen devlet gelirlerinin birinci tahsil memurudur. Defterdârlikta
bunun bir dairesi olup emri altinda bakikulu ismiyle altmis kadar
mübasir vardir.
Bunlar, hazineye borcu olup vermiyenleri hapis ve sIkIstirma ile
tahsilat yaparlardi. Bu yüzden maliyeye borcu olanlar bas bakikulu
hapishanesinde tutuklanirlardi.
îkinci icra memuru, cizye bas bakikuludur. Bu da cizye sebebiyle
hazineye borcu olanlari takip eder. Iltizama verilen cizyelerin,
mültezimlerinden henüz borcunu ödememis veya yatirmamis olanlari takib
ederdi.
Adi geçen dairenin üçüncü icra memuru, tahsilat ve ödemelere nezâret
eden veznedar basidir. Bunun da maiyetinde dört veznedar vardi. Bas
defterdârin icra memurlarindan dördüncüsü sergi nâziri, besincisi de
sergi halifesi olup her ikisi de hazine muamelatinin defterini
tutuyorlardi.
Defterdâr tabiri, 1253 (1838) senesinin Zilhicce ayinda sadir olan
Hatt-i hümâyun mucibince terk edilerek yerine "Maliye Nezâreti" tabiri
kullanilmistir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://dersanem.forumm.biz
 
Osmanlı Devletinde (Deftarlık)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ÖDEV ARŞİVİ :: Ödev ve Konu Anlatımı Kategorileri :: Tarih-
Buraya geçin: