ÖDEV ARŞİVİ
Sayın Ziyaretçimiz;
Ödev Veya Konu Anlatımları Kategorilerini Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekmektedir...
Ödev Arşivimizi Sadece Üyelerimiz Görebilir
ÖDEV ARŞİVİ

Özgür Arşiv
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Osmanlı Devletinde (Divan-ı Hümayun)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 123
Paylaşımcı Puanı : 2147483647
Kayıt tarihi : 03/04/09

MesajKonu: Osmanlı Devletinde (Divan-ı Hümayun)   Çarş. Nis. 29, 2009 6:25 pm

Osmanlı Devletinde (Divan-ı Hümayun)
DIVAN-I HÜMÂYUN
Islâm dünyasinda, Hz. Ömer ile baslayan divan
teskilati, daha sonra degisIk sekil ve isimlerle gelisip devam etti.
Osmanli döneminde bizzat padisahin baskanliginda önemli
devlet islerini görüsmek üzere toplanan Divan'a,
"Divan-i Humâyun" denirdi. Bu müessesenin, devletin ilk
yillarinda nasil gelistigine dair kesin bir bilgiye sahip degiliz.
Ancak Ibn Kemâl, (Defter I, s. 28, 106) bu müessesenin daha
Osman Gazi zamaninda ortaya çiktigini kayd eder. Herhalde bu,
Anadolu beyliklerinde ortaya çikan divanin bir benzeri olmalidir
ki, pek fazla bir gelisme göstermemistir. Babasinin yerine
geçip Bey ünvanini alan Orhan döneminde, divanin
varligi artik kesinlik kazanmis görünmektedir. Hatta
ÂsIkpasazâde'nin, bu bey zamaninda, divana gelmek zorunda
olan devlet adamlarinin (divan üyeleri) burmali tülbent, yani
bir çesit sarik sarmalarini emr ettigini söylemesi, onun
divan erkâni için bir kiyafet tesbit ettigini
göstermektedir. Osmanli divani, daha sonra gelen
hükümdarlar vâsitasiyle bir hayli gelistirilerek
devletin en önemli organlari arasinda yer alacaktir.
Ilk dönem Osmanli divaninin çok sade ve basit oldugu tahmin
edilebilir. Öyle anlasiliyor ki bu ilk divan, uç beyligi
zamanindaki seklini az çok muhafaza etmisti. Divan heyetinde,
Osmanli beyinin kendisinden baska bir veziri, muhtemelen
hükümet merkezi olan sehrin kadisi, beyligin malî
islerini idare eden nâib veya defterdar gibi az sayida üye
vardi. Zaman zaman, bey yerine icabinda orduya kumanda eden sahis
olarak sahnede Osmanli beyinin oglu görülmektedir ki, bu
vaziyet, divan kurulusunun uç beyligi divaninin modeline
göre oldugu hakkinda bir kanaat vermektedir. Fakat Selçuklu
Devleti tamamen yikilip Mogol nüfuzu da sarsilmaya baslayinca
müstakil bir devlet olma yolunu tutan Osmanli Beyligi'nde, divanin
gittikçe Selçuklu divani modeline benzer bir mahiyet
kazandigi görülür.
Orhan Bey zamaninda müesseselestigi görülen divanin
üyeleri için, artik resmî bir kiyafetin tesbit
edildigi görülür. Divan toplantilari, Sultan I. Murad,
Yildirim Bâyezid, Çelebi Sultan Mehmed ve II. Murad
devirlerinde de devam etmisti. Yildirim Bâyezid, halkin
sIkâyetlerini dinlemek üzere her sabah yüksek bir yere
çikardi. Herhangi bir derdi ve sIkIntisi olanlar orada kendisine
sIkayette bulunurlardi. O da bunlarin problemlerini derhal
çözerdi.
Divan, Orhan Bey zamanindan, Fâtih'in ilk devirlerine kadar her
gün toplanirdi. Toplantilar sabah namazindan sonra baslar ve
ögleye kadar devam ederdi. XV. asrin ortalarindan sonra
(Fâtih dönemi) toplantilar haftada dört güne
(Cumartesi, Pazar, Pazartesi, Sali) inmis, Pazar ve Sali günleri
de arz günleri olarak tesbit edilmisti.
Divan, hangi din ve millete mensub olursa olsun, hangi sinif ve
tabakadan bulunursa bulunsun, kadin erkek herkese açikti.
Idarî, siyasî ve örfî isler re'sen, digerleri de
müracaat, sIkâyet veya görülen lüzum
üzerine veya itiraz sebebiyle temyiz suretiyle tedkik edilirdi.
Memleketin herhangi bir yerinde haksizliga ugrayan, zulüm
gören veya mahalli kadilarca haklarinda yanlis hüküm
verilmis olanlar, vali ve askerî siniftan sIkâyeti
bulunanlar, vakif mütevellilerinin haksiz muamelelerine ugrayanlar
vs. gibi davacilar için divan kapisi daima açikti.
Divanda önce halkin dilek ve sIkâyetleri dinlenir, ondan
sonra devlet isleri görüsülüp karara baglanirdi.
Divanda idarî ve örfî isler vezir-i azam, ser'î
ve hukuki isler kadiasker, malî isler defterdar, arazi isleri de
nisanci tarafindan görülürdü. Divan
müzakereleri o günkü rûznâmeye (gündem)
göre yapilirdi. Toplanti bittikten ve Maliye hazinesi ile
Defterhane, vezir-i a'zamin mührü ile mühürlenip
kapandiktan sonra çavusbasi, elindeki asasini yere vurarak
divanin sona erdigini bildirirdi. Divandan sonra Yeniçeri agasi
padisah tarafindan kabul olunarak ocak hakkinda bilgi alinirdi. Ondan
sonra kadiaskerler huzura girip kendileri ile ilgili isleri
arzederlerdi. Bundan sonra da vezir-i a'zam ile vezirler ve defterdar
kabul olunurdu. Bütün bunlardan sonra da padisahlar, vezir-i
a'zam ve vezirlerle beraber yemek yerlerdi. Ancak bu usûl,
Fâtih Sultan Mehmed döneminde kaldirilmisti. Divan
erkânindan baska o gün isleri için divana gelmis
bulunan halka da din ve milliyet farki gözetilmeksizin yemek
verilirdi.
Öyle anlasiliyor ki Osmanli Devleti divani, devletin en
yüksek organi özelligini tasimaktaydi. Devlet baskani olarak
hükümdar, sIk sIk divan üyelerinin fikirlerini almak
ihtiyacini hissediyordu. Bu durum, devlet idaresinin bir kisinin degil,
bir kurulu teskil eden üyelerinin fikirlerinden yararlanilarak en
mükemmel sekilde yapilabileceginin açik bir
göstergesidir. Divanda, halk ile devletin bütün
problemleri, özellikle timar tevcihleri ve önemli mevkilere
yapilacak atamalar da görüsülmekteydi. Bu, yüksek
memuriyetlere, hükümeti teskil eden üyelerin
fikirlerinin alinarak atamalar yapildigina isarettir. Bir kurulun
yapacagi atamalarin ise bir tek kisinin yapacagi atamalardan daha
isabetli olacagi bir gerçektir. Divanda son söz
süphesiz ki sultanindir. Ancak gördügümüz gibi
hükümdarin, vezirlerin mütalaalarini almasi, daha
dogrusu böyle bir ihtiyaci hissetmesi, devlet idaresinde is
birligi ve koordinasyonun ön planda tutuldugunu
göstermektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://dersanem.forumm.biz
 
Osmanlı Devletinde (Divan-ı Hümayun)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ÖDEV ARŞİVİ :: Ödev ve Konu Anlatımı Kategorileri :: Tarih-
Buraya geçin: